KIZILKEÇİ GÖREMEDİK, KIRLANGIÇLAR KARŞILADI BİZİ!..

FERZAN SARPKAYA

Daha önce uzanıp da gitmediğim öyle çok uzak olmayan bir köy şimdilerde mahalle deniyor, ben köy demeye devam ediyorum.

Balıkesir’in Edremit ilçesinin en yeşil, su zengini bölgesi olan Kızılkeçili Köyü Kuruluşu 1400’lü yıllara dayanır. Tarihi ve doğal güzelliklerine güvenen Türkiye’nin ilk turizm bölgesi Akçay’a sadece 3 kilometre mesafede Kazdağı eteklerinde kurulan Kızılkeçili köyü, zeytincilik kazandırmadığından, artık turizmi de önemsemiş.

“Kızılkeçili köyünün ilk halkı Ödemiş taraflarından 600 yıl önce gelip buraya yerleşmiş.
Keçi boylarına göre ayrılan Türklerin ‘Kayı Boyu’nun, Kızılkeçili Boyundan oluşuyormuş.

Bin hane, 4 bini geçen nüfusu ile Balıkesir’in 38 beldesinin 27’sinden daha fazla nüfusa sahip olup köyde Alman uyruklularda oturmakta. Köyün her yıl ortalama 2,5 ile 3 milyona yakın ziyaretçisi söz konusu.. Köyde turizm tam anlamı ile gelişmiş olmasa da Lüks Butik Otel açılıyor ve köyde ev pansiyonculuğu çalışmaları sürüyormuş. Kızılkeçili Köyü parkı bölgenin en serin yeri olup, asırlık çınarların altında yaz ve yol yorgunluğunu atmanın en bulunmaz yeri. Sizi köye kadar yol boyunca göğe yükselen ‘Fıstık Çamları ile Zakkum Çiçekleri’ sizlere eşlik eder. Köy kadınlarını yerel kültürü sergileyen ürünlerden alabilir, Köylülerin üretimi olan dünyannın en hoş kokulu, doğal ve sızma zeytinyağı ile zeytinini burada bulabilirsiniz.

ANIT ÇINAR, KIZILKEÇİLİ KÖYÜ’NÜN SİMGESİ

“Ziyaretçilerin çoğu 855 yaşını geçen 9 asırlık ‘Kızılkeçili Köyü Anıt Çınar’ı ile Hasanboğuldu Mesire Yeri ve Sütüven Şelalelerini görmeye geldikleri Kazdağı’nın eteğinde bulunan köyün bol oksijen zenginliği, yeşilliğine kapılıp gidiyorsunuz.

Anıt Çınarın Bizans dönemi ile Selçuklu ve Osmanlı döneminden sonra Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşunu görmüş 18 yıl önce Anıtlar Kurulunca ‘Anıt Çınar’ olarak tescil edilip koruma altına alınmış. Orijinal adı Platanus Orientalis’in boyu 30 metre ve 855 yaşını geçen ve çevresi 8 metre 60 santim gelen 9 asırlık ‘Anıt Çınar’ Kızılkeçili köyünün simgesi.

Ayrıca Sütüven ve Hasanboğuldu Şelalesi görülmeye değer. Havası çok temiz, suyun sesiyle de rahatlıyorsunuz.

Hasanboğuldu Şelalesinin bir de efsanesi var ki şöyle.

Hasan ile Emine’nin hüzünlü öyküsü…

Emine’nin ailesi iki aşığın evliliğine karşı olduğu için Hüseyin’i sınamak istemiş sırtında bir çuval tuzu, dağa çıkarması gerekiyormuş Hasan’ın Gökbüvet’e gelince gücü tükenmiş tuz sırtını yakmaya başlamış çünkü Emine sabah olunca Hasan’a hediye ettiği yazmasını suların içinde bulmuş, o yazmayla da kendini çınara asmış. Gökbüvet’in adı da o günden beri Hasanboğuldu dalları sulara sarkan çınarın adı da Emine Çınarı olmuş…

Bu arada, Sutüven Şelalesi’ndeki SUTÜVEN kelimesinin ne anlama geldiğini merak edenler de olacaktır. Sutüven, aslında SU ve TÜVEN kelimelerinin birleşiminden oluşuyormuş. Su, bildiğimiz su. Tüven ise, tüymek (hızla kaçmak, sıvışmak) kelimesinden türeyen, tüyen (kaçan) kelimesinin yöresel kullanılış biçimiymiş. Şelalede de su hızla aşağı aktığı için, zamanında bu şelaleden Tüyen “Su” anlamında Sutüven olarak bahsedilmeye başlanmış ve bu isim bugünlere ulaşmış.

Doğa tüm güzelliğini bağışlamış olsa da bu köyde çocukların okuyup aydınlanabileceği bir kütüphane yokmuş. Araştırmaları sonucunda Dernek Başkanı Mesut Time ulaşıp isteklerini belirtmişler. Ömrünü kitaplarla kütüphane kurmaya adayan Mesut Tim, yine kollarını sıvar köye uçarcasına gider. Kolay mı! “Atatürk Çocukları Kütüphaneleri”ne bir yenisi daha eklenecek. Edremit’te Kütüphane açılacak ise “Atatürk Çocukları Sabahattin Ali Kütüphanesi” adını taşıması çok yerinde bir karardı. Çünkü Sabahattin Ali “Edremit İptidai Mektebi”nde okumuş (1918-1921) çok önemli yazarlarımızdandır.

Kütüphane yeri ise, Köy merkezinde sizi karşılayan Çınaraltı Kahvesi ile bitişik 1953 yılında yapılmış “Kızılkeçili Köy Konağı”.

Konak aynı zamanda, Köy Muhtar odasını da içinde barındırıyor. Konağın kapısından içeri girdiğinizde kırlangıçlar hoş sesleri ile hoşgeldiniz diyormuşçasına pürtelaş içinde uçuşuyorlar. Çünkü her yıl buraya yuvalanıyorlarmış. Bu yüzden konağın kapısı hep açık kalıyormuş. Evet Kızılkeçili Köyü’nde Kızılkeçi yoktu, Kırlangıçlardı bizi karşılayan. Kulaklarımızda kalan, kitapları seçerken pürneşeli çocuk sesleriydi.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir