DAĞLARINDA KAR VARDI ELMALI’NIN, AKÇAENİŞ’İN

FERZAN SARPKAYA

Duyduk ki Antalya Elmalı ilçesinin Akçaeniş Mahallesi kitaplara özlemli. Mesut Tim durur mu ? Eğersiz, amasız. Kurşun Kalemler Şairler ve Yazarlar Derneği işbirliği önerisi ile hazırlıklar başlar. Düşer yollara.. Atatürk Çocukları Kütüphaneleri’ne bir yenisi daha eklenecek. Dernek olarak bizlerin sevinci mi, yoksa kütüphane açılacak olan Elmalı Akçaeniş Mahallesi’nin sevinci daha çoktu? Gittiğimizde öğrenecektik.
Geçtiğimiz cumartesi günü, Elmalı Belediyesi’nin sağladığı bir araçla dernekçe yola çıktık.
Antalya Elmalı’ya ilk gidişim olacaktı. Araştırdım. Elmalı, Toros Dağları’nın bir kolu olan Beydağları ile çevrili olup, şehir merkezinin bulunduğu yer bir çanağı andırırmış. Bu çanak içinde ilçenin kuzeyinde Elmalı Dağı, doğusunda Tilkicilik Tepesi, batısında Topdağı Tepesi, güneyinde de Elmalı Ovası yer almaktaymış.
Hele birde Elmalı Hazinesi, Antalya’nın Elmalı ilçesinde bulunmuş yüzyılın definesi olarak adlandırılan hazineymiş.. M.Ö. 5.yy’da Persler’in Yunanistan’ı istila etmelerinden sonra Atina Şehir Devleti’nin önderliğinde Akdeniz ince işçiliği ve dünyadaki azlığıyla değeri artan dekadrahmiler, Elmalı Definesi’nin bulunmasıyla hem dünyada bilinen Dekadrahmi(1) sayısı iki katına çıkmış hem de insanlık tarihinin bilinmeyen önemli bir bölümü aydınlatılmıştır. Çünkü 1984 yılına kadar tüm dünyada yalnızca 13 adet Dekadrahmi’nin varlığı bilinirken, Elmalı Definesi’nde bunlardan 14 adet bulunmuş.
1984 yılında Elmalı’nın Bayındır köyünde yapılan kaçak kazılar ile bulunan yüzyılın definesi Elmalı Sikkeleri, o bölgede bulunan bütün şehir devletlerinin paralarını içeriyordu. Söz konusu sikkelere yüzyılın definesi denilmesinin en önemli nedeni de Yunanların Persleri yendikleri için bir anı parası çıkarma kararı alması ve normal olarak o zamanın para birimi için en fazla 4 drahmi değeri biçilirken; anma nedeniyle 10 drahmilik paranın çıkarılmış olması.
Elmalı sikkelerinin 1348 adedi Anadolu, 287 adedi Orta ve Kuzey Yunanistan, 44 adedi de Ege adalarında basılmış örnekleri içeriyor. Elmalı sikkelerinin en özgün parçasını ise dünyada Atinalılar’ın Persler’i bozguna uğrattığı savaşların anısına bastırdığı ve her biri 43 gram civarında ağırlığa sahip dekadrahmi denilen sikkeler oluşturuyor. Amerika’ya kaçırılan bu 14 dekadrahmi sikkesinden sadece 6’sı Türkiye’ye getirilebilmiş..
Elmalı, sınırları içiresinde bulunan tarihi ve arkeolojik yapılar ile kültür turizmi bakımından çok zengindir. İlçe, Teke Beyliği’nin merkezi olması dolayısıyla o çağlardan itibaren çevrenin kültür merkezi durumundadır.
Bölgede yapılan arkeolojik kazılar sonucunda, tarihe ve tanrıçalara ev sahipliği yapan birçok tarihi eser gün ışığına çıkartılmış. Bunlardan bazıları olan Kızılbeli Mezarları, Likya Yolu, Fildişi Çocuklu Kadın Heykeli, Gümüş Kral Heykeli, Semahöyük Küp Mezarları, Yapraklı Köyü Yazılı Kaya, Armutlu Köyü Kaya Mezarı, Söğle Yaylası Arı Serenleri tarihsel ve kültürel zenginliğin göstergesidir. Ayrıca Elmalı’da, Çobanisa – Gilevgi mahallesi arasında Helenistik Dönem’e ait Gilevgi Kalesi bulunmakta.
İlçe sınırları içerisinde tarih öncesi izler taşıyan höyükler, eski eserler bakımından bakir inceleme alanları. Bunlardan Semahöyük ve Müren Höyükleri en önemlilerindendir. Bölgede yapılan kazılar, MÖ 2000-2500 yıllarının yerleşim kalıntılar gün ışığına çıkarmış. 1963 yılında başlayan bu kazılar yaz aylarında devam etmekte. Halen Karaburun ve Kızılbel Kral Mezarları’nın onarım ve koruma çalışmaları sürdürülmekte. MÖ 450 yıllarında yapıldığı düşünülen bu mezarların duvarlarının iç alanları çepçevre renkli mozaik ve fresklerle süslenmiş av ve savaş sahneleri renk ve canlılığını koruyarak günümüze kadar ulaşabilen nadir eserlerdendir. Hacıyusuflar ve Yuva köyleri yanındaki Likya ve Roma kalıntıları da tarihi ve turistik yerlerdendir. Ömer Paşa Camii, Kesik Minare ve medreseler gibi Osmanlı Dönemi’ne ait görülmesi gereken eser de ilçede bulunmakta. 2011 yılında açılan müzede bu eski eserler, tarihi eşyalar, sikkeler bulunmakta.

Bu bilgiler Elmalı Müzesi’nde bizlere rehberlik eden Elmalı Kültür Müdürü Durmuş Altan’ın bizlere aktardıkları ile bire bir örtüşürken daha fazlasıydı. Kendisi ile konuştuğumda Arkeolog olduğunu öğrendim. Şaşkındım. Çünkü Müze Müdürü’nün görevini de üstlenmişti. Bizler Müze Müdürü’nü görememiştik. Durmuş Altan, Müze Müdürlüğü için biçilmiş kaftandı oysa. O müzeye katacaklarını düşündükçe, işin uzmanında olmadığı -Türkiye genelinde olduğu gibi- bir kez daha yüzümüze tokat gibi çarpıyordu.

Gelelim Kütüphane açacağımız Akçaeniş’e…
Akçaeniş, Antalya ilinin Elmalı ilçesine bağlı bir mahalle. Uygarlığın kesiştiği kültür mozayiği diyebilirim. Neden mi? Bir Tahtacı köyü olmasına karşın, kısmen Bektaşiler’in de yaşadığı bir yerleşim birimidir. 1920’li yılların sonlarında kurulan köye Gökçeli, Çaylak, Eseli ve kısmen de Danabaş oymakları yerleşmiş. Köyde kısmen kimi aileler, yarı göçebe yaşam tarzına sahip ve Orman İşletmesi’nde ağaç işçisi olarak çalışmakta. Mahallenin ekonomisi tarım ve hayvancılığa dayalı.
Akçaeniş, Akdeniz Bölgesi’nde Antalya’nın güneybatısında kalan ve ona 129 km. uzaklıkta olan Elmalı ilçesinin Akçay bucağına bağlı . Elmalı’ya 18 km. uzaklıkta ve güneybatısında, Akçay’ın da 9 km. kuzeydoğusundadır. Denizden yüksekliği 1050 m. olan Elmalı Ovası’nın güneyinde ve onun bir bölümünü oluşturan Zümrüt Ova’da kurulmuş ova köyü ve toplu bir yerleşim birimi. Yerleşim yerinin etrafında, tarım alanları ile elma bahçeleri var. Güneybatısında, Muğla il sınırına paralel olarak uzanan sivri ve keskin sırtlı tepelerin yer aldığı Akdağ; güneydoğusunda Bey Dağları ve Avlan Gölü bulunmakta.
Böyle bir yeri zihninizde canlandırsanız bile orada olmak, o canlılığı kucaklamak, mahalle sakinlerinin sizleri sımsıkı kucaklaması, kadınların yöresel yiyeceklerle bizleri ağırlaması bambaşkaydı. Gördük ki sevincimiz aynı çokluktaydı.
Açılış zamanına gelecek olursak, bir saatlik zaman kalmıştı. Birde baktık ki alanı öğretmenleri ile birlikte öğrenciler doldurdu. Şaşkınlığımız diz boyuydu. Nasıl olmuştu? Bildiğimiz kadarıyla program içeriğinde yoktu. Mesut Bey, Veli Bey, kucaklarcasına hemen öğretmenin yanına koştuk. Kendini tanıttı.

Gülten Bağçeci. Akçay Ortaokulu Beden Eğitimi Öğretmeni. Kütüphane açılışını Elmalı Belediyesi’nin duyurusundan öğrenmiş. Öğrencileri marşlarla birlikte gösteri yapmak üzere hazırlamış çıkmış. Alnından öptüğüm öğretmen ile öğrencileri göğsümüzü kabarttı . Açılışa damgasını vuran Atatürk tişörtleri ile ATATÜRK ÇOCUKLARI idi. Marşları ile çoğaldıkça çoğaldık gurur gözyaşlarımızla.
Evet. Dağlarında kar vardı, Elmalı’nın, Akçaeniş’in. Karlar dağlarda kaldı. Güneş, Akçeniş “Atatürk Çocukları Kütüphanesi” üzerinde Atatürk Çocukları ile birlikte parıl parıl parıldıyordu.

Kitaplarına kavuşan çocuklar çadırlarda okumaya dalmışlardı.

Emeği geçen herkese bin selamla diyerek ayrılıyorduk oradan çoğalarak, daha çok aydınlıkla..

 

(1) Dekadrahmi = 10 drahmi’lik para

 

One thought on “DAĞLARINDA KAR VARDI ELMALI’NIN, AKÇAENİŞ’İN”

  1. Yüreğine sağlık..değerli arkadaşım Ferzan Sarpkaya.. bizi unutulmuş köylerle buluşturan dernek başkanımız Mesut TİM’e ayrıca minnet duygularımızı iletiyoruz…kitapların aydınlık ışığını ..”Az konuş..Çok iş yap” örneğinde olduğu gibi..ulaştırmaya devam edeceğiz.. buna inancım tamdır..sevgilerimle…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir